SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Butterfly Alphabet
10.Mart.2010

Geçenlerde bir arkadaşım Norveçli fotoğraf sanatçısı Kjell Sandved‘in fotoğrafladığı kelebeklerle ilgili bir mail atmıştı. Baktım internette de bir sürü şey var bu konuda. Butterfly alphabet…

Sandved, yıllardır bu işin peşindeymiş. Kelebek desenlerinde alfabenin tüm harflerini görüntülemiş. Gerçekten güzel şeyler var. Kjell Sandved, taaaa 1960’lı yıllarda Smithsonian Enstitüsü Doğa Tarihi Müzesi’nde çalışırken tavanarasında, bir köşede egzotik kelebekleri keşfetmiş ve üzerlerindeki desenler üzerinde çalışmaya başlamış. Ama işin garibi, fotoğrafçılığı kelebekleri keşfettikten sonra öğrenmeye başlamış. Güzel fotoğraflar var vaktiniz olursa bakın.

İmza D.

Kavaf’ın son potu
9.Mart.2010

Türkiye’de lüzumu tartışılır Kadın ve Aileden Sorumlu bir Bakanlık var biliyorsunuzdur. Bakan da ayrı bir hikaye; modası geçmiş tüm önyargıların temsilcisi gibi. Önce dizilerdeki öpüşme sahnelerinden rahatsız olduğunu, bunları itici bulduğunu söyledi. Sonra Kurtlar Vadisi hayranı çıktı. Şimdilerde de Faruk Bildirici ile yaptığı bir mülakatta, “Ben eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk, bir hastalık olduğuna inanıyorum.” demiş. Eklemiş: “Tedavi edilmesi gereken bir şey bence”.

Konumun gereği, değişik kimliklerin avukatlığını yapması gereken, kadına karşı ayrımcılıkla savaşması, ayrımcılıkla mücadeleye baş koyması falan beklenen Kavak, insan hakları bilincinde nal toplayan bir imaj sergiliyor.  Eşcinselliğin hastalık olduğunu iddia edebilmek için, herhalde en az son 10 on yıldır insan hakları konusunda yazılmış hiç bir şeyi okumamış olmak  falan gerekiyor. Röportaj sonrası Kavaf eşcinsel derneklerinin de tepkilerini topladı doğal olarak. Dünya Sağlık Örgütü’nün 1990’ların başından beri car car yayınları var, eşcinselliğin hastalık olmadığına dair. Bildiğim kadarıyla  Amerikan psikoloji/psikiyatri dernekleri de 1970’lerden beri bas bas bağırıyorlar, hastalık değil diye.

“Tedavi edilmesi gerekir bence” demiş ya en acınası tarafı o. Aliye hanım Dil Tarih Coğrafya Mezunu.

İ.Ü. Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Doğan Şahin söyle demiş  konuyla ilgili olarak:

“Bugünkü bilgilerimize göre, eşcinselliğin biyolojik bir hastalık olduğuna dair hiçbir veri yoktur. Eşcinsel kişilerde, herhangi bir hormon ya da kromozom patolojisi söz konusu değildir. Dolayısıyla ortada biyolojik bir hastalık da, tedavi edilebilecek bir durum da yoktur. Sorunun temelinde eşcinsellerin toplumda kabul görmesiyle ilgili zorluklar yatıyor.
Aslında her insanın ruhsal yapısında, kişiliğinde ve bedeninde her iki cinse de özgü yanlar vardır. Hepimiz farkında olalım ya da olmayalım az veya çok eşcinsel özellikler taşırız. Bu özellikler ne kadar fazla ise o ölçüde eşcinselliğe yakın, ne kadar az ise o ölçüde heteroseksüelliğe yakınızdır.
Eşcinsel özelliklerimizin daha farkında olduğumuz zamanlar, kimimizde çok rahatsızlık yaratır ve bu tür duyguları şiddetle bastırırız. Sonra da eşcinselliğin tedavi edilmesi ve cezalandırılması gerektiğine inanır ya da eşcinselliği reddederiz. Sonuç olarak, eşcinsellere yönelik olumsuz duygu ve tutumların ardında çoğunlukla kendi eşcinsel yanlarımızdan duyduğumuz korkular ve endişeler yatar.” ( kaosgl’den alıntıdır)

İmza D.

Get out
8.Mart.2010

Geçen gün bir arkadaşım yolladı bu kısa filmi bana. Hemen de koştur koştur odama geldi. Birlikte seyrettik. Ne zaman jetonum düşecek diye beni test etti. Geç düştü :). Konuyla ilgili detay veremeyeceğim, çünkü sonu anlaşılır; ama çok çok sevimli. Zaten 7 dakikalık bir şey. Seyredin.

Filmin başları, bana evinden dışarı çıkamayan Bob’un hikayesini hatırlattı. Bu konuda bir şeyler yazmıştım🙂

İmza D.

Invictus
7.Mart.2010

Dün uzun zamandır sinemaya  gitme fırsatı ve dermanı bulamadığımdan, durum canıma tak etti ve eşimi Invictus‘a razı ettim. Clint Eastwood’un yönettiği filmlere hasta olduğumdan, direnmedi garibim, itaat etti. Filmin konusunu bile bilmeden eşlik etti.

Film Mandela’nın 1995 Rugby Dünya kupası civarındaki yıllarda hayatını konu alıyor. Yıllarca hükümlü olarak tutulduğu Robben adasından seçilmiş Güney Afrika Devlet Başkanı olarak çıkıyor ve ülkede yerleşmiş apartheid kültürü ile savaşmak için en başta apartheid’in simgesi haline gelmiş Springboks isimli milli rugby takımı ile başlıyor. Gel  gör ki 1995’de Dünya Rugby Turnuvasına ev sahipliği yapacak olan Güney Afrika’nın  dünya sıralamasında durumu  feci. Neyse Mandela ırkçılık ve kin  kültürünü  bir kenara  bırakma gazını topluma verdiği gibi  rugby takımı için de bir iki ilham konuşması yapıyor, onlara da veriyor. Konusu ve filmin devamı hakkında fazla detaya giremeyeceğim ama ilginç şeyler  öğrendim. Mesela  Güney Afrika’daki  beyazların İngilizce konuşurken gerçekten garip bir aksanları var. Üstelik bunlara Afrikaaner deniyor ve Flamanca’ya benzeyen tamamen ayrı bir lisanları var. Bilmiyorduk öğrendik. Bir de nedense hep Mandela’nın yanında eşini görmüşüm gibi hatırlarken, meğersem adamcağızın ailesiyle arasının pek fena olduğunu da fark etim.

Filmin rugby üzerine olması, doğal olarak biraz sıkılmamıza sebep oldu. Eastwood’un yönettiği en iyi film de değil benim için. Benim için açık ara Mystic River önde gidiyor ama Invictus da genel olarak  güzeldi. Mandela’yı Morgan Freeman oynuyor, takım kaptanını oynayan Matt Damon da artık iyice büyümüş, eski redneck görüntüsü de kalmamış. Ama bir Rugby oyuncusu olarak  biraz ufak tefek kalmış gibi geldi.

Bir de neden takımın koçu yok diye merak ettim, araştırdım. Koç Kitch Christie  1979′ dan beri lösemi ile boğuşuyormuş ve 1998’de de vefat etmiş. Şampiyona dönemi de ağır tedavi altındaymış ve durumu filmin konusunun önüne geçer diye yansıtmamaya karar  vermişler.  Zaten Amerikan futbolunun aksine  rugby, koçun etkisinin daha az olduğu bir oyunmuş (ikisi hakkında zerre kadar birşey bilmediğim için yorum yapamayacağım) oyuncuların takdir hakkı  fazlaymış.

Fırsat bulursanız seyredin.

İmza D.

Evoke diye bir oyun
6.Mart.2010

Dünya Bankası Enstitüsü ve içerik ortakları, çocuklar ve gençler için bir online oyun geliştirmişler. On aşamalı ve on hafta süren oyun ile çocuklar ve gençlere değişik bilgi ve beceri kazandırmak amaçlanıyor. Oyunu oynayıp dünyada sıralamaya giren çocuk ve gençler, Washington DC’deki oyunun da adı olan EVOKE Zirvesi’e katılabilecekler ve dünyanın ileri gelen sosyal yatırımcılarıyla çalışabilecekler!

Evoke oyunu 3 Mart 2010’da başladı! Oynamak icin: www.urgentevoke.com

İmza D.