SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
New York Gezi Notları – 7. gün
28.Temmuz.2009

Downtown turunu bugüne bırakmıştık. (Bizim 2 gün için 54 dolar verdiğimiz tura, bugün yanımızda biri pazarlıkla 3 gün 54 dolar yaptı, haberiniz olsun. Hoş 3 gün de dolaşılmaz otobüsle, ama yine de pazarlık imkanı da varmış.) Turun ilk duraklarından biri Penn Station-Macy’s. Macy’s bizdeki Boyner tarzı bir department store. Ama bu Macy’s’in özelliği dünyadaki en büyük department store oluşuymuş. 2.2 milyon feet kare imiş. Bir boş vaktimde m2’ye çevireceğim (www.birimcevir.com). 13-14 katlı bir bina ve gerçekten çok geniş tabanlı. Ayrıca yürüyen merdivenleri tahtadan, hoşuma gitti. Biz de her turist gibi bir ziyarette bulunduk elbette. Macy’s’in kendine ait bir kartı var, %15 indirim yapılan. Bir turist olarak onu alamıyorsunuz, ama %11 indirim yapılan ziyaretçi kartı alabiliyorsunuz. Müşteri hizmetleri kısmına pasaportunuzla giderseniz, size bir kart veriyorlar. Kozmetikte ve sanırım güneş gözlüklerinde geçmiyor. Sadece kıyafet, ayakkabı, ev eşyalarında geçiyor. Yine de fena değil.

macys-ny

Kitapseverler için rüya gibi olan Barnes & Noble ve ilk defa gördüğüm Borders’lar var. Dalıp da saatler harcamamak işten değil. Kırtasiyelik ıvır zıvır bölümlerinden ayrılmam bile dakikalar sürebiliyor: ) Ayrıca NY’un en köklü ve eski kitapçıları Strand (828 Broadway, 12.Sokak’ta – hem eski hem yeni kitaplar, hepsi piyasa değerlerinin oldukça altında satılıyor) ve Shakespeare&Co. (716 Broadway&Washington Place) ‘yu da kaçırmayın.

broadway-colony

Müzikle ilgilenenler, 49. Cadde ve Broadway’in köşesindeki Colony adlı dükkanı gezebilirler. Her türlü müzik aleti için, başta Broadway showlarının olmak üzere, birçok filmin, dizinin notaları bulunuyor. Sadece onlar değil, her müzik enstrümanı ile ilgili birçok kaynak var, kitap, dvd, vs. Orada da bayağı bir vakit ve dolar harcadım, itiraf ediyorum. Şu an çalmamın imkansız olduğu şeyleri bile; bir daha nerede bulurum, hayatta bulamam mantığıyla satın aldım. Pişman değilim, hem de hiç.

5. Cadde’deki NBA Store, basketbol hastaları için ilginç olabilir. T-shirt’leri denemeden almayın derim, kolları bir tuhaf durabiliyor. Sanırım NBA’deki kusursuz heykel biçimli uzun insanlardan feyz alınarak yapılmışlar: ) T-shirtün omuzları dirseğe yakın bir yerlerde bitiyor…:)

Soho, Çin Mahallesi, Tribeca, West Village, Greenwich Village, turun durakları arasında. Bugün inip de gezecek vaktimiz olmadı, ama yarın olacak. Gördüğüm kadarıyla asıl renkli NY, West Village tarafında başlıyor. Oraları gördükten sonra, Uptown’da fazla zaman geçirdiğimizi düşündüm.

cin-mahallesi1

Çin mahallesi (China Town), ciddi anlamda küçük bir Çin. Kendimi bir an Şanghay’da zannettim; neredeyse hiçbir farkı yoktu. Yürüyen insanlar da Çinli. Komik. Mott Street’te, dünyada yiyebileceğiniz en güzel Çin yemeklerini yiyebiliyormuşsunuz. Ayrıca, bütün filmlerde Çin mahallesi diye çekilen sokak Penn Street’miş (Umarım ismini karıştırmıyorumdur.). Hakikaten görünce çok tanıdık geliyor insanın güzüne. Tur rehberinin dediğine göre, evlerde 20-30’a yakın Çinli yaşıyormuş. Şimdi ev deyince de, aklınıza ev gelecek; ama değiller. Resmen baş sokulabilecek büyüklükte yerlermiş çoğu. Zaten bu bölgeye melting pot deniyormuş, insanlar birbirleriyle fazlasıyla kaynaştıkları için. Ayrıca NY’ta toplam 3 ev değiştirmiş bir arkadaşımdan öğrendiğim bilgiye göre; yeni yapılan condo tarzı binalar dışında, evlerin hiçbirinde çamaşır makinesi yokmuş! O yüzden her köşe başında laundromat denen çamaşırhaneler mevcut. Bunu Ayşe teyze kılıklı Türk annelerine anlatmak bile zor olmalı!

brooklynden-gorunus

Gece turu ise, Uptown ve Brooklyn turlarının bileşimi gibi ve adı üzerinde gece oluyor. Bütün binaları ışıklarıyla görüyorsunuz. Ayrıca en güzeli Brooklyn’den, gece Manhattan görüntüsünü görüp, resim çekme imkanı buluyorsunuz. Bu turlara mutlaka üzerine kalın bir şeyler alarak gidin. Hava ne kadar sıcak da olsa, otobüsün üzerinde rüzgardan serseme dönüyorsunuz. Biz de acayip üşüdük, bugün hava kapalıydı çünkü.

subway-map1Metrolardan da bahsetmek istiyorum: Özellikle iş saatleri çok kalabalıklar, çok havasızlar, kötü kokuyorlar… Günde 5.5 milyon insanın taşındığı bir metro sistemi için kaçınılmaz tabii. Doğru hattı bulmak hiç kolay değil, bir hattan bir hatta geçmek için bayağı bir yürünüyor. Paris metrosundan sonra, arap saçı gibi geldi bize. “Toplu taşıma” diye buna denir! Bizim en sıkış tıkış otobüslerimiz veya metrolarımız, NY metroları yanında taksi hizmeti gibi kalır bence. Değerini bilelim. Dönüşte, son derece kaotik bulduğum İstanbul, gözüme sayfiye yeri gibi gelecek; hissedebiliyorum: )

Yine kendimi şehirde dolaşan bir karınca gibi hissettiğim bir gün daha…

İmza G.

Kırmızı Baykuş’taki diğer New York gezi notları:

New York’a gitmeden önce yapılması gerekenler
Metropolitan Museum of Modern Art (MoMA)
New York Gezi Notları – 1. gün
New York Gezi Notları – 2. gün
New York Gezi Notları – Long Island
New York Gezi Notları – 5. gün
New York Gezi Notları – 6. gün
New York Gezi Notları – 7. gün
New York Gezi Notları – 8. gün
New York’ta alışveriş

New York Gezi Notları – 6. gün
27.Temmuz.2009

Şehirde birçok tur atan hop-on hop-off turlarından birine katıldık. Bu turların özelliği, günlük (veya 2-3 günlük) aldığınız biletler sayesinde, üzeri açık otobüslerle belirlenmiş rotalar üzerinde dolaşabilmeniz. İstediğiniz duraklarda inip, dolaşıp, başka bir duraktan gelen otobüse binip turunuza devam edebiliyorsunuz. Biz Gray Line New York Sightseeing turlarından yaptık. Üstelik şöyle bir paket satın aldık: 2 günlük Uptown, Downtown, Brooklyn ve gece turları dahil bilet kişi başı 54 dolar. 3 günlük olsa 64 dolar olacaktı. Bize gayet mantıklı geldi, sevdik bu işi.

Herkes farklı bir şey tavsiye ediyor olabilir, ama ben bu turları gönül rahatlığıyla önerebilirim. Hava güzelse tabii. Hatta keşke ilk gün kendimizi yırtmayıp, bunlarla gezseydik dedik. Bir şehri yürüyerek keşfetmenin güzelliğini biliyorum, ama bence kısa sürede NY’u yürüyerek keşfetmek mümkün değil; özellikle birçok yerini görmek istiyorsanız. Ayrıca NY’un devasa binalarının ihtişamını otobüsün 2.katından daha rahat algılayabiliyorsunuz. Gezerken belirlediğiniz noktalara sonra tekrar gitmeniz de mümkün tabii. Tur operatörü her yeri ince ince anlatıyor. Central Park’ın batı tarafından geçerken, hangi apartmanda kimin oturduğunu öğrenmek çok eğlenceliydi. Artık Bono, Robert de Niro nerede oturuyorlar biliyorum: ) Seinfeld nerede çekiliyor, onu da biliyorum. Seinfeld’de hep dış cephesi gösterilen kırmızı neon tabelalı Tom’s Restaurant (2880 Broadway, 111.Sokak) vardır. Restoranın içinde hala bir Kramer posteri asılı. (Ama aslında tüm iç çekimler LA’da yapılıyordu.) Jerry Seinfeld’in West Side’da oturduğu bina, aşağıda. Bunun 1-2 yanında da Robert de Niro ve Bono var.

seinfeld-in-evi

Biz bugün Uptown ve Brooklyn turu yaptık. Brooklyn tam beklediğim gibiydi. Yarın Downtown ve gece turu yapacağız. Dizilerde, filmlerde o kadar çok izlemişiz ki NY’u, sanki her köşesi tanıdık. NY’ta insan kendini ciddi anlamda karınca gibi hissediyor. Mesafeler uzun, binalar çok büyük, şehir çok büyük… Garip bir duygu, başka şehirde görmediğim bir şey. Çekici mi? Bence değil. Amerika’yı ilk görüşüm değil, 6 büyük şehrini daha gördüm. Ama NY’la hiç alakaları yoktu.

juniors-cheese-cake

Brooklyn’de cheesecake yiyebileceğiniz bir yer var: Junior’s. Ama üzülmeyin bir şubesi de Times Square, 45. Cadde üzerinde, Lion King’in oynadığı tiyatronun hemen yanında. Test ettik, gayet güzel. Ama ben çileklisinin sosunu beğenmedim, çok yapay gibiydi ve aşırı şekerli geldi.

Broadway showlarından birine ucuz bilet nasıl alınır?

broadway-tckts

Biz Broadway showlarından birine gitmeyi çok istiyorduk, ama bilet almayı gelmeden 3 hafta önce akıl ettik. Ve yer kalmamıştı. Eğer istiyorsanız, mutlaka çok önceden bakın biletlere. Ayrıca showların indirimli biletleri (%50 kadar), aynı gün Times Square’de meydanda göreceğiniz merdivenlerin altında “tkts” yazan yerde satılıyormuş. Ama sıraya girmeniz gerek, uzunca bir sıraya. Saat 2’deki matine için saat 11 gibi orada olmanız gerekiyormuş. Akşam için ise daha geç bir saatte. Vaktimiz olursa girmeyi deneyeceğiz sıraya. Bir diğer indirimli bilet satan yer de Brooklyn Bridge’deymiş diye duydum bugün, siz bir araştırın yine de.

İmza G.

Kırmızı Baykuş’taki diğer New York gezi notları:

New York’a gitmeden önce yapılması gerekenler
Metropolitan Museum of Modern Art (MoMA)
New York Gezi Notları – 1. gün
New York Gezi Notları – 2. gün
New York Gezi Notları – Long Island
New York Gezi Notları – 5. gün
New York Gezi Notları – 6. gün
New York Gezi Notları – 7. gün
New York Gezi Notları – 8. gün
New York’ta alışveriş

New York Gezi Notları – 5. gün
26.Temmuz.2009

Mutlaka Harlem’i de görmek isteyen benim sayemde (o ana geri döndüğümde, kendime bir tokat atasım geliyor…), metro ile gittiğimiz 125. caddeden (East Harlem), 50. caddeye kadar Central Park’ın kenarından yürüdük. 89. caddede Guggenheim Müzesi yer alıyor. Buralarda görmek isteyebileceğiniz yerler şöyle:

– 328 Lenox Avenue (126-127. caddeler arası) Sylvia’s Restaurant: Harlem’in ünlü soul food restoranı. Soul food, biraz ağır güney yemekleri. Ama denemek gerekir. Mısır ekmekler, kızarmış tavuk, fasülyeler, patates püresi, vs. Ve Harlem’in ünlü birası Sugar Hill’i de tatmadan geçmeyin.
– 253 W 125. Cadde: Apollo Theater: Harlem’in 1914’ten beri dünyanın en iyi cazcılarına ev sahipliği yapmış kulübü.

apollo-tiyatrosu
– 1670, First Avenue: Glaser’s Bake Shop: 100 yıldan fazla süredir siyah-beyaz kurabiyelerden (black-and-white cookie) yapıyor.
– 1000 Fifth Avenue: Metropolitan Museum of Art
– 179 E 86th Street: Papaya King: 1932’den beri hot dog yapıyor.

papaya-king1

– 169 E 71st Street: Breakfast at Tiffany’s’de Holly Golightly ve Fred’in yaşadığı apartman.
– 53 E 79th Street: New York Society Library: 250 senelik bir kütüphane.

Ayrıca hangi numarada olduğunu hatırlamıyorum, ama yine 5. Cadde üzerinde 65-75. caddeler arası dünyanın en büyük tıp kütüphanesi bulunuyor. 800.000 cilt kitap bulunan kütüphane herkese açıkmış.

5. Caddedeki Metropolitan Museum of Art’ın önünde yaşlı bir çift, eski orijinal New Yorker dergisi kapakları satıyorlardı. Bakarken sohbet etmeye başladık. Türkiye’den geldiğimizi öğrendiklerinde acayip tezahürat yaptılar. Türkiye’ye gelmişler ve çok beğenmişler. Mutlaka bir daha geleceklermiş. İstanbul’u gezip gezip, bitirememişler. Neredeyse bizden fazla yer görmüşler Türkiye’de. Çok şekerlerdi. Emekli öğretmenlermiş, Virginia’da yaşayıp, senede 2 kez gelip satış yapıyorlarmış sokakta. Görürseniz mutlaka Türkiye’deniz deyin, görün bakın ülkemiz nasıl seviliyor: )

Bu yürüyüşten sonra, insanın mutlaka biraz soluklanması gerekiyor. Hatta sağlık açısından, günü kapatması bile gerekebilir:) Ama hala enerjisi kalanlar için, bir önerim daha olacak: Metro veya otobüs ile Financial District’e inmek. Yani Manhattan adasının en uç tarafı.

century-211

Financial District’te, ikiz kulelere bakan tarafta Century 21 diye bir mağaza var. Zaten internette outlet diye ararsanız, hemen karşınıza çıkıyor. Ona da uğradık. Türkiye’deki outletler mantığında. Ünlü markaların sezon sonu, tek tük kalmış ürünleri, bayağı indirimli olarak satılıyor. Biraz eşelemeniz gerekiyor. Saatler, çantalar, kıyafetler, ayakkabılar… Guess, Lacoste, DKNY, Versace, vs. Biz gittiğimizde çok kalabalıktı. Belki daha sakin bir zamanda yakalanırsa, bayağı bir şey bulunabilir. Ama biz pek hoşlanmadık. (İnsanoğlu ve fikirleri her an değişebilir, özellikle konu alışveriş ise… Bakınız ilerleyen günlere.)

Yaptığımız yürüyüş, gerçekten bizim için çok yorucu oldu. Akşamüstü ayaklarımız, bileklerimiz artık tutmuyordu. Biz de ertesi gün için farklı bir strateji belirledik: )

İmza G.

Kırmızı Baykuş’taki diğer New York gezi notları:

New York’a gitmeden önce yapılması gerekenler
Metropolitan Museum of Modern Art (MoMA)
New York Gezi Notları – 1. gün
New York Gezi Notları – 2. gün
New York Gezi Notları – Long Island
New York Gezi Notları – 5. gün
New York Gezi Notları – 6. gün
New York Gezi Notları – 7. gün
New York Gezi Notları – 8. gün
New York’ta alışveriş

 

Kindle Türkiye’de çalışır mı?
24.Temmuz.2009

kindle1Geçen günkü Kindle postumuzdan sonra, eşimin büyük katkılarıyla bu soruya bir cevap verelim. Kindle Türkiye’de nasıl çalışır?

Öncellikle Kindle 2 veya biraz daha büyük versiyonu olan Kindle 2 DX’i temin ederek işe başlamamız gerekiyor. Bunu yapabilmek için Amazon’a geçerli bir Amerika adresi verip, belirtilen adrese teslimatı gerçekleştirmeliyiz. Bu adres Amerika’da yaşayan bir arkadaşımızın adresi olabileceği gibi, Amerikadaniste gibi organizasyonlar tarafından sağlanan bir adres  de olabilir.

İkinci yöntemi tercih ettiğimiz taktirde, Amazon bu şirketin belirttiği adrese Kindle’ı yolluyor. Onlar da kendilerine ulaştıktan sonra ürünü bize gönderiyorlar. Bu aşamaları geçtikten sonra Kindle’ı teslim aldığımızı düşünelim.

Şimdi şöyle bir problemle karşı karşıyayız: Kindle’ın dahili kablosuz bağlantısını Amerika dışında kullanamıyoruz ve Amazon satın alınan kitapları kablosuz bağlantı ile gönderdiği için işlerimiz biraz aksıyor. Ama bunun da bir çözümü var: Satın alınan kitapların USB kablo ile Kindle’a aktarılması. Tabii satın alma işlemi için heyecanla siteye girdiğimizde muhtemelen Türkiye adresli kredi kartımızın kitap alma esnasında kabul edilmediğini göreceğiz. Bunun için önerilen çözümler:

1- Garanti, Akbank, İş Bankası gibi bankaların online bankacılık sitelerinden kredi kartı adresimizi Amerika’daki bir adres olarak gösterebiliriz.

2- Amazon’dan gift certificate (hediye çeki) alıp, onu kendi hesabımıza aktardıktan sonra, kredi kartı bilgilerimizi siteden sileriz. Böylelikle Amazon’u sadece o hediye çekleriyle ödemeyi kabul etmeye zorlayabiliriz.

Bu yöntemleri farklı farklı sitelerden ve bloglardan derledik. Hep benzer tecrübeler yer alıyor, ama çoğunluk başarılı bir şekilde Kindle’ı kullandığının yorumunu yapmış. Bakalım, bu kullanıcılar arasında bizler de yer alabilecek miyiz? 🙂

İmza G.

Adli Tıp komedileri
23.Temmuz.2009

tanzer-gezerİhtilaf Yönetimi Uzmanı Tanzer Gezer’i çeşitli yazılarından tanıyorum. Kanal D’nin web sitesinde Adli Tıp Kurumu’nun son vukuatları ile ilgili bir yazısı ilişti gözüme, ilgiyle okudum.

Bu ara Adli Tıp’ın vukuatı çok. Vakit Gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez’in taciz davası görülmeye başladığından beri, dava ile ilgili verilen raporlar hakkında birşeyler duymayan/okumayan kalmamıştır herhalde. Dava konusu taciz iddiası dışında; kızcağız sayısız kereler, üstelik genelde farklı kişiler tarafından muayene olmak zorunda kalıp, bir de öyle mağdur oldu. Sonra Münevver Karabulut olayını da Adli Tıp kelimenin tam anlamıyla eline yüzüne bulaştırdı. Bir kere otopsi masası görmüştüm. Dev gibi lavabo gibi bir şeydi. Ki ben bile konuya bu kadar uzağım (sadece kriminal diziler seyrediyorum), ben bile o masa yıkanmadan, eldiven temzilenmeden/değiştirilmeden sıradaki işleme nasıl geçilir inanıyorum.

Gezer yazısında ilginç bir olaya daha değiniyor: Bir boşanma davasında, boşanmaya çalışan kızcağız, Adli Tıp’ın çeşitli tarihlerde hakkında verdiği kızlık raporları arasında tutarlılık olmadığı için, yeni rapor istenir kaygısıyla (yani kanıtlar kaybolmasın diye) eşiyle ayrıldığı günden beri kimseyle birlikte olamıyormuş. İnsan gülse mi, ağlasa mı bilemiyor.

Güzel bir yazı, tamamını ve Gezer’in diğer bazı yazılarını buradan görebilirsiniz.

İmza D.