SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Mike göçerken…
1.Temmuz.2009

mj

Hayatta  Michael Jackson postu yazmam diyordum, ama fotoğraf hoşuma gitti dayanamadım.

Bir de haber: “Mardin’in Midyat İlçesine bağlı Mercimekli köyünde bulunan “Mıhellemi Dinler Diller ve Medeniyetlerarası Diyalog Derneği“nde pop yıldızı Michael Jackson için gıyabi cenaze namazı kılındı, köylülere helva dağıtıldı. Midyat’da faaliyet  gösteren “Mıhellemi Dinler Diller ve Medeniyetlerarası Diyalog  Derneği”nin merkezinde kılınan namaza, çocuklar da katılıp cemaatle birlikte saf tuttu. Cenaze namazının ardından tüm insanlık için dua edildi. Ardından çocuklara ve köylülere taziye helvası ve ekmeği dağıtıldı. Dernek başkanı Mehmet Ali Aslan, Jackson’un sadece Amerika’nın değil tüm dünyanın, tüm dinlerin müntesiplerine mal olmuş bir efsane olduğunu belirtti.”

Haber kısaltılarak Cuma günkü Radikal‘den.

İmza D.

İzdiham…
1.Temmuz.2009

Bu aralar Gamze’den geçiniyorum, bu fıkra da ondan:

crowded-beach

İsveç Çin’e  savaş ilan etmiş. Bir şekilde Çin’e kadar gelmişler. Haber Çin Devlet Başkanı’na geç ulaşmış.

-Başkanım İsveç bize savaş ilan etti.
-İsveç ne?
-Avrupa’da bir ülke.
-Kaç kişi bunlar?
-Sekiz milyon kadar.
-Hangi otelde kalıyorlar?

Güldük buna. Yazarken de bir şekilde tüm İsveç’leri “ş” ile yazdığımı fark ettim.  Sonra itinayla düzelttim.

Fotoğraf: Çin’deki Qingdao Huiquan Plajı.

İmza D.

Gidip görmeden Palamutbükü – Hayıtbükü yazısı
27.Haziran.2009

Bir kısmet sorunumuz var, Datça‘ya gitmek nasip olmaz bize. Ya yolda birisi vazgeçer yokuş yapar, ya lastik patlar, lastik tamiri yapılır, vakit geçer vazgeçilir… Hep birşey çıkar. Genelde en öte Marmaris’te buluruz kendimizi. Üstelik en yakın arkadaşlardan birinin yazlığı da oradayken, bize şimdiye kadar nasip olmadı.  Bu sene de Marmaris Söğüt’e niyetliyiz, o arada şeytanın bacağını kırıp gidelim diyoruz, ama gene de pek ümidimiz yok.

Geçenlerde Datça’da yazlığı olan Gamze’nin millete Datça tüyosu verdiği bir maili  ele geçirdim. Tüyo verilen arkadaş Palamutbükü‘ne niyetliydi. Bilenlerle de gidiyor, onun için bizimki Palamutbükü bilgisi vermeye üşenmiş, araştırmak bana kaldı. Palamütbükü Datça merkeze 25 km uzaklıkta sakin bir yer. Çıngıl çıngıl tatil,  şezlong kavgası ve havuz başı Hande Yener dinlemek isteyenlerin tercih etmemesi gereken bir rota gibi geldi bana. Konaklamak için bir sürü imkan mevcut. Restoranı da bol gibi.

palamutbuku2

Palamutbükü’nün yanında bir de Hayıtbükü varmış, bkz. Gamze’nin notları: Bir yol vardır çatal olur, sağ yol Palamutbükü’ne sol Hayıtbükü’ne gider. Marmaris’ten yola çıktıktan sonra Datça yoluna girmeden Knidos sapağına girerek 15km  gidip Mesudiye Köyü ve Hayıtbükü’ne ulaşılır.  Genelde herkes Palamutbükü’nü tercih ediyor, ama diğeri arkadan yol geçmediği için daha da sakin. Bir çay bahçesi var,  gözleme muhabbeti falan.

hayitbuku1

Gamze’nin dediğine göre resimde de görülen o sağ üst köşeden bir yol yukarı çıkıyor ve palmiyeli bir koya ulaşıyormuş. Hayıtbükü’nde Ortam Pansiyon-Restoran‘ın midye  dolması ve  kayakörüğü meşhur. Üst kattan akşamları ışıl ışıl süper bir deniz manzarası vs.

Gamze’nin Datça notları devam ediyor ama ben bu sene  kendim de  görüp sonrasında hepsini derleyip yazmaya niyetliyim. Şimdilik elimde tutuyorum bilgileri…

İmza D.

Gezi Yazıları – Samsun
26.Haziran.2009

Cenovalılar 15.yüzyılda şehri yerle bir ettiği için  Samsun‘da tarih namına pek  fazla görülecek bir şey yok. Büyük bir limanı olan bir sanayi kenti. Karadeniz kıyısındaki en büyük şehir.  Aktarma yapmak dışında illa da gidin denilecek bir yer değil. Uzun bir Karadeniz gezisi başlangıcında ilk konaklama yeri burası olabilir. Gayet de iyi olur.

Transit geçmeyecekseniz, bir kaç gün kalacaksanız sıkılmaya vaktiniz olacaktır. Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesini gezin. Burada İkiztepe kazı buluntuları, bir miktar da Antik Amisos (Samsun’un eski adı) kenti mozaikleri sergileniyor.  Samsun’un tarihinde, birtakım Yunan kaynaklarına  göre Mert Irmağı kıyılarında Amazon’ların yaşadığından bahsediliyor. Amisos Antik kentinin kendisi ise Samsun’un 7 km ötesinde yer alıyor.

Samsun’da bir de Atatürk müzesi var. Havza’da da kaldığı ve Amasra Kongresi’ne hazırlandığı evi müze olarak  dekore etmişler. “Trekking ortamına dalayım, bu şehirde çok sıkıldım.” derseniz  şehir merkezine çok yakın Kocadağ‘da ve Nebiyan dağında turlar  düzenleniyor. Bir de kışın bir gittiğimizde ufaklığı oyalamak adına Hayvanat Bahçesi‘ne gitmiştik. Hücre sistemi hakimdi ama tertemizdi. Personel alarm durumunda, maymunları taciz eden delikanlılara devamlı fırça atıyordu. Bir de hayatımda gördüğüm en heybetli aslanı burada gördüm ben. Hepsi böyleyse safari falan yapmam doğrusu.

Samsun’a eş durumundan son 10 senedir arada sırada gidiyorum. Doğrusu 2000’lerin başında vakit geçirmek için yemek yemeği  sevdiğimiz bir iki adres vardı (Bu arada CNN Türk – Lezzet Durakları programının Samsun ayağını izlemek isterseniz buradan buyrun). Dönerken çok taze balık alır, şehirlerarası taşır eve götürürdük. Balıkçılar benzer taleplere alışık olduklarından, balıkları özel ambalajlar içine buzla dolu paketlerler. Eve kadar bozulmaz. Hatta başka şehirlerden sipariş geldiğinde Samsun otobüslerine verip gönderiyorlar diye duymuştum.

Yemek yemeği sevdiğimiz adresler hala duruyor. Hala en sevdiğimiz adresler bunlar, değişen bir şey yok o cephede. Biri  süt danasından et döner yapan Çiftlik caddesindeki Ulutan Et Lokantası. Ben et fazla yemem, pek de anlamam. Genelde önce mantı var mıydı diye sorarım, adamcağız yok der mahçup olur. Ben de ya mercimek çorbası, salata ya da pilav üstü kuru fasülyeye razı olurum. Ama buraya kimi götürsek herkes bayılır, yani et severseniz atlamayın. Şehrin göbeğinde, arabanız olmasa da rahatlıkla gidebilirsiniz.

korfezpide1Samsun’un pidesi meşhurdur, belki bilirsiniz. Bu çerçevede bir diğer adres Matasyon Yolundaki Körfez Pide Restoranı (arabasız zor gidilir, dolmuş vs.). Samsun’da bir sürü pideci açıldı, ama bizim hala ilk tercih ettiğimiz yer burası.  Denize hasret garibanlara tam deniz kenarında manzaralı bir yemek vadediyor. Körfez lokantasının bir özelliği de garip bir BMW modeli sergiliyor olması. Bir gidiyorsun girişte, öbür sene içeride. Araştırdım, modelin adı “Isetta bubble car“ sanırım. Emin değilim gerçi, ama kısıtlı araştırmamda bana en yakın model bu gibi geldi. Şirin bir şey.

isetta1

Karadeniz yazıları doğuya doğru devam edecek.

Kırmızı Baykuş’taki diğer Karadeniz seyahati yazıları:

Gezi yazıları – Samsun’dan doğuya doğru
Gezi yazıları – Samsun
Gezi Yazıları – Fatsa’dan doğuya doğru
Gezi yazıları – Amasra
Gezi yazıları – Artvin

İmza D.

Kahvaltı tabağı 2
24.Haziran.2009

Son bir kaç gündür bizim ufaklık Türkiye’nin bir ucunda, biz bir ucunda olduğumuzdan, fotoğrafları ile idare ediyoruz. Bir baktık  kızın fotoğrafları arasında, babasının yaratıcı kahvaltı dizaynlarından biri kalmış.

kah11

Sanırım bu kahvaltı serisi devam edecek. Resmi gören herkesin sorduğu sorunun cevabını peşinen vereyim: Hayır bu tabaktaki yumurtanın tamamını yemedi 🙂

İmza D.