SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Artık nurtopu gibi bir “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı”mız var
9.Haziran.2011

Kadın örgütlerinin hop oturup hop kalkmalarına ve 6 Haziran’da Başbakanlık’a iletilen üç bini aşkın imzaya rağmen, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’nın yerine “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı” kuruldu. Yani kadın bakanlığı tarih oldu.

Anladığım kadarıyla Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM) de Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü ile birlikte bu bakanlık bünyesinde konuşlandırılacak. Bakanlık bünyesinde şehit yakınları ile gazilerin sorunlarıyla yakından ilgilenmek amacıyla bir de Şehit Yakınları ve Gaziler Dairesi Başkanlığı kurulacak. Eh artık kadın çalışmaları için ayrılan bütçenin bir kısmı da buraya akar, tam olur. Uzmanların iddiasına göre, Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’nın kaldırılarak Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde konuşlandırılması ise kadınların birey olarak değil ailenin bir unsuru olarak konumlandırılması anlamına geliyor. Yani vaziyet fena.Bu arada bir imza kampanyası vardı ama başarılı olamadı.

Kadınlara geçmiş olsun, kolay gelsin…

İmza D.

Aman şarabın iyisi olsun
9.Haziran.2011

 

İmza D.

Sevmemek için bir neden daha
8.Haziran.2011

Bianet’ten bir yazı:

“Yağmur Ormanlarının Düşmanı Barbie: Dünyanın en bilinen oyuncaklarından Barbie’nin ambalajında yağmur ormanlarından kesilen ağaçlarla üretiliyor.

Greenpeace, üretici firmaya yağmur ormanlarının önemini hatırlattı ve uyardı. Endonezya – BİA Haber Merkezi  08 Haziran 2011, Çarşamba Greenpeace araştırmasına göre Barbie marka oyuncak bebeğin ambalajı, Sumatra kaplanı gibi nesli tehlikede olan hayvanlara ev sahipliği yapan Endonezya yağmur ormanlarından elde edilen ağaçlar kullanılarak üretiliyor. Endonezya, dünyada ormanları en hızlı tahrip eden ülkelerden biri. Endonezya devletinin tahminlerine göre, her yıl bir milyon hektarın üzerinde yağmur ormanı yok ediliyor. Greenpeace yağmur ormanlarının yok olmasını engellemek üzere uluslararası bir kampanya yürütüyor. Bu araştırma da bu kampanya dahilinde yapıldı. Araştırmada Barbie’nin üreticisi olan Mattel’in Asia Pulp and Paper (APP) tarafından üretilen ambalajları kullandığı belirlendi. APP, kâğıt üretiminde Endonezya yağmur ormanlarını kulladığı için zaten kara listede. Greenpeace Endonezya ormanlarını koruma kampanyacısı Bustar Maitar şunları söyledi: “Barbie üreticisi Mattel dünyanın en ünlü oyuncağını üretmek uğruna yağmur ormanı tahribatına son vermelidir. Mattel, kullan-at ambalaj üretimi için Endonezya’daki yağmur ormanlarını tahrip ettiği birçok kez ortaya konan yıkımcı APP’den ambalaj almayı derhal durdurmalıdır”. (HK)”

Ken-Barbie ilişkisinde son nokta  için tıklayın.

İmza D.

Körlük / José Saramago
24.Mayıs.2011

Geçen hafta  ilk defa Portekizli yazar Saramago’yu okudum. Körlük adlı kitabı eşime birisi  hediye etmiş,  beni depresyona soktu  deyince  ben okumaya hamle yaptım, biraz zaman aldı bitirmesi.

Bir websitesinden bulduğum  özeti şöyle:

“Arabasının içinde geçmesine izin verecek, ya da geçmek için kendini haklı göreceği yeşil ışığı beklerken kör olan bir adamın duyduğu korku ve çaresizlikle başlar, Saramago’ nun modern insan ve onun üretiği liberal demokrasiye eleştirilerini anlatır bu kitap…Körlük o denli hızlı yayılır ki, yayılma hızı Etna’ nın püskürmesiyle civarında ne kadar yerleşim varsa lavların altında kalmasına benzetilir. Saramago’ nun da yarattığı, yada zaten olan ama görmek için kafaların kumdan çıkması gerektiği bir çürüyüşün öyküsüdür körlük.Arabasında kör olan adamın yardımına giden hırsız, ve bu iki adamı tedavi etmeye çalışan doktor hepsi kör olurlar. İktidar derhal çözümü bulur! Bu insanları eski bir akıl hastanesine kapatır. “

Körlerin tusaklık günleri uzun uzadıya anlatılıyor kitapta. Aralarından sadece bir kişi görüyor o da başlarda kocası dışında kimseye söylemiyor korkusundan. Açlık baş gösteriyor, çeteler ortaya çıkıyor. İşler öyle bir noktaya geliyor ki doktorun karısı kendilerine baskı yapan çetenin başında bulunan adamın boynunu makasla parçalar. Ahlak, seçme özgürlüğü, ve insanın yapabileceklerinin sınırını bol bol tartışılmış. Günler geçiyor, körlük yayılıyor.…. Gerisini okursunuz artık..

Saramago, demokrasi ve liberalizme son derece ağır eleştirilerde bulunarak bir röpörtajında şunları söylemiş;

“Demokratik bir sistemle yönetilmiyoruz. Demokrasi halkın belli aralıklarla oy vermesiyse, o yapılıyor. Bence bu bir aldatmaca. Ötesi siyasetçilerin, büyük sermaye sahiplerinin, feodal beylerin ağaların elinde. Onların büyük başarısı insanları demokrasinin böyle bir şey olduğuna inandırmaları…

Mesela IMF, Dünya Bankası demokratik kurumlar değil. Bunları biz seçmedik ki. Onlar kendi aralarında oturuyorlar, bizim düşüncemizi almadan bizim için neyin iyi neyin kötü olduğuna karar veriyorlar.  İnsanoğlu özgürdür, ama ne zaman özgürdür, doğduktan sonraki birkaç ay boyunca özgürdür. Hiç kimse boynunda haçla doğmaz. Sonra da kendisi Hıristiyan olmaz,onu Hıristiyan yaparlar…”

Bu  kitaptaki körlük metaforuna benzer bir başka metaforu da Patrick Süskind’ de okuruz. O kitapta da burun ve koku alma üstüne kurulu bir öykü çıkar karşımıza. Edebiyat için mecazlar, metaforlar, abartı ve diğer zenginliklerin kullanımı elbette kaçınılmaz bir güzellik. Ancak, hem körlük, hem de kokuda  insanın iç dünyasına dalışı ve bunu yaparken de zihni, görüngüsel gerçeklikten  olabildiğince, kopararak yapılmaya çalışılması ister istemez vardığımız bu noktada şunu sormamıza neden olur. Her şey göründüğü gibi midir, görünen her şey olduğu gibi midir?” ( bunlar  benim  değerlendirmelerim değil elbet :):) bir yerlerden buldum)

Saramago’yu ilk defa okudum hoşuma gitti. Kitabın filmini  de yakınlarda televizyonda seyrettiğimi hatırladım. Başlarda  biraz sıktığını kabul etmeliyim (daha birikimli edebiyat okuru sıkmayabilir ama benim kapasite belli)  sonradan  cidden elimden bırakamadım. Diğer  kitaplarını da  deneyeceğim okumayı.

İmza D.

Dekorasyon ipuçları-6
17.Mayıs.2011

Gri duvarları methederken,

bayıldığım bir çocuk odası var onu da eklemeden geçmek istemiyorum.

Gri de kasvetlidir be napıcan? diyenlere cevaben…

İmza D.