Haftasonu Chris Cleave‘in Kundakçı isimli kitabını okudum. Adamın bir başka kitabı Küçük Arı’ya bayılmadığımı yazmıştım (son zamanlarda kitaplarla ilgili yazdığım postlar hep yazarın bir önceki kitabına çamur atar şekilde başlamaya başladı:) ) Bu kitabı, Küçük Arı’dan sonra yazdı sanmıştım ama 2005 tarihliymiş.
Hikayesi şöyle: Kadının kocası bomba imha ekibinde ve günün her saati işe çağrılma potansiyeli var. Bu da, adamcağız her çağrıldığında tek parça dönmeyecek diye fazlasıyla stres yapıp başkalarıyla birlikte olan bir İngıliz kızcağız. Kadını yargılamamak elde değil ama sonra da başına bir sürü şey geliyor diye hiç ilişmiyorum. Bir de 4 yaşında bir oğulları var. Bazen oğlanı evde tek başına uyurken bırakıp pub’a inip sabaha karşı geliyor mesela. Yani yatacak yeri yok…
Oğlu ve kocası maç seyretmeye gittikleri bir Cumartesi, açık tribunle birlikte havaya uçuyorlar. Onlarla birlikte 1000 kadar kişi daha havaya uçuyor. Bizim ki o esnada gene geçen gece pub’da tanıştığı herifle birlikte.
Sonrasında kadın kafayı üşütüyor. Oğlan hala yaşıyor gibi davranıyor vs. Kitabın gerisi hayli kasvetli ama sürükleyici de. Kadın’ın Osama Bin Laden’a yazdığı mektuplar şeklinde yazılmış. Adamın kaşının üzerinden vurulduğu haftanın ertesinde kitabı okumuş olmamı da ilginç buldum. Hayat fani işte.
Kitabın filmini de çekmişler hatta Ewan McGregor falan da oynamış ama hikayesine bakılırsa kitapla alakası yok.
Şöyle yorumlar almış:
“Büyüleyici ”
-The Economist
“Harikulade ”
-Daily Telegraph
“Hayran olmamak ve duygulanmamak imkânsız ”
-Guardian
“Çarpıcı”
-New York Times
“Chris Cleave dehşet verici bir zeminde, etkileyici ve güzel sahneler yaratma becerisine sahip Elimden bırakamadım, altüst edici, kışkırtıcı ve iyi yazılmış ”
-Observer
Ama bence hiç o kadar abartacak bir şey yok. İlginç olan bir şey var. 2005 yazında Londra’ya yönelik terör saldırıları, tam kitabın çıktığı gün gerçekleşmiş. Ben yazarın yerinde olsam tüylerim diken diken olurdu…
İmza D.