Son zamanlarda Dizimax’te Medium dizisine sardık.
Sağolsunlar program akışını düzenleyen arkadaşlar, bana gıcıklık olsun diye saat 24:00 civarına peşpeşe iki bölüm koyuyorlar. Benim denk geldiğim bölümlerde hikaye iki bölüme yayılıyor. Ay dur şu bölümü de bitireyim derken perişan haldeyim. Gün saat 06:30’da başladığından, bünye geç yatmayı kaldırmıyor.
Genelde doğaüstü olaylarla ilgili dizilerin kısa sürede saçmaladıkları konusunda kanaatim sabit olsa da, (Bkz. Heroes, Ghost Whisperer, Buffy vs.) Medium şimdilik gayet iyi gidiyor. Hatta konulu film gibi. Bir yerlerde dizinin konusuyla ilgili şöyle bir şeyler okudum:
“Üç çocuk annesi ve iyi bir eş olan Allison, görünüşte sıradan bir genç kadındır. Bir yandan hukuk fakultesinde öğrencidir ancak onun kimse tarafından bilinmeyen gizli güçleri vardır. O, ölüleri görebilir, duyabilir, hatta konuşabilir. Ayrıca geleceğe ait olayları da rüyasında görebilir. Roket Bilim Adamı olan kocası Joe, ilk başlarda karısının stresten dolayı düş gördüğünü zanneder. Allison da bu durumdan son derece rahatsızdır. Ancak bir gün ölmüş olan babası, yatağının ayak ucunda beliriverir aniden. Allison ile konuşarak bu yeteneğinin ona tanrının bir armağanı olduğunu ve kullanmasını söyler. Böylece Allison altıncı hissini insanların yararına kullanmaya başlar. Joe, bölge başsavcısı olan Miguel Sandoval’a karısının bu yeteneğinden bahseder ve kullanmalarını önerir.”
Neyse özetle Allison medyum ve başsavcıyla çalışıyor. Yukardaki özette bir şey dikkatinizi çekti mi? “Roket Bilim Adamı olan kocası Joe“. Halihazırda dizinin en fazla 10 bölümünü seyretmiş olduğumdan kadının kocasının mesleği dikkatimi çekmemişti, çünkü ona bir vurgu yok. Ya da ben görmemişim. Yani 50 soruluk bir test olsa Joe ne iş yapar diye ben 50. şıkda bile işaretlemezdim “Roket Bilim Adamı” şıkkını.
Emmy ödüllü Patricia Arquette‘in başrolünü oynadığı dizi cidden bir medyumun, Allison DuBois‘nın gerçek hayat hikayesine dayanıyor.
Biraz da Hollywood dedikodusu: Patricia Arquette’in tüm sülalesi sinemayla ilgili. Dedesi, Cliff Arquette, babası Lewis ArQuette, kardeşleri (ablaları, abileri, kızkardeşleri falan demeyeceğim çünkü bu durum karışık) Rosanna, David ve Alexis de sinemacı. Alexis, Robert Arquette olarak doğmuş sonra bir cinsiyet değiştirme olayı olmuş. İlginç bir hayatı var. Hikayesi bir belgeselde anlatılıyor: “Alexis Arquette; She is my brother”.
Patricia Arquette, Nicholas Cage ile evli. Kardeşi David ile evli Friends dizi oyuncusu Courtney Cox ise yengesi vs.
İmza D.
Yine yağışlı bir Pazartesi’ye uyanınca tepemin tası attı artık. Ya tamam; kuraklık falan hoş şeyler değil, keşke küresel ısınma olmasa, yağışlar da fena mı oluyor, bunların hep farkındayım. Ama insan arada sıcaktan bunalmayı özlüyor, öff pöff demek istiyor.
Hava kötü olunca iş yerinde verim de düşüyor haliyle. İnternette ordan oraya savrulurken buluyorsun kendini. Bu savrulmalar esnasında karşıma Kristin Cavallari‘nin kumsalda bir resmi çıktı iyice sinirlendim. İçerledim hava durumuna. Sonra kendime 1 Mayıs’ın tatil olduğunu hatırlattım, keyfime bir ayar çektim.
Bu arada kim ya bu Kristin Cavallari diyenler çıkacaktır. Kendisi 20’li yaşlarında Amerikalı bir genç oyuncu. Henüz pek akıllarda kalan başarısı yok. Laguna Beach, The Real Orange County isimli bir gençlik dizisinde bir rolü var. Bir iki de klipte oynamış sanırım. Doğrusu Kristin ile ilgili bizi cezbeden tek şey karşımıza çıkan bu pozuyla bize yazı ve sıcak kumları hatırlatması. İlgilenenler, vakit öldürecem kardeşim sana ne diyenler web sitesini ziyaret edebilir. Biz sizi tutmayalım.
Kültürel Çeşitlilik Üzerine Yansımalar, Atilla Durak‘ın 7 yıllık çalışmalarının ürünü. Sergi, New York Soho Photo Gallery de dahil olmak üzere sayısız yerde sergilendi. Sergideki fotoğraflar Türkiye’de daha önce yapılmış insan portrelerinin konu edildiği fotoğraf projelerinden çok farklı.
Laz, Çamlıhemşin
Her karesi bugüne kadar dinlediklerimizden çok farklı hikayeler anlatıyor. Türkiye’nin yitirilmekte olan renklerini, insanların değişik kültürel kimliklerinden kaynaklanan farklarını o kadar güzel yansıtıyor ki. Öte yandan insan olmamızdan gelen bir bağı da hatırlatmaktan geri durmuyor.
Sarıkeçili, Tahtalı
Sergiyi gezdiğimizde çok etkilendik. Kitabı da varmış, yanında da bir müzik CD’si, hemen edindik, çocuklar gibi sevindik. Kitap da sergi gibi tam bir şölen. İnsan saatlerce elinden bırakamıyor. Üstelik hikaye ve yorumlarla daha da bir festival havasına bürünmüş. Doğrusu bana bir sürü pencere açtı. Mesela ben Ovakent’te Özbekler, Salpazarı’nda Çepniler, Kırklareli’nde Gacal’lar olduğunu bilmezdim.
Özbek, Ovakent
Atilla Durak’la bir röportaj okumak isterseniz burdan buyrunuz.
P.S: Fotoğrafları teminimiz fotoritm sayesinde mümkün oldu. Teşekkürler.
Onu belki de pek çoğumuz Aşk-ı Memnu dizisinden sonra tanıdık. Dizide, çocuklara bakan Matmazel Deniz hanımı oynuyor. Konservatuvar mezunu bir tiyatrocu olan Zerrin Tekindor, onlarca tiyatro oyununda oynamış ve 2004 yılında Afife Jale Tiyatro Ödülü’ne layık görülmüş.
Ben ise kendisini çok farklı bir yönüyle tanıyıp, sonrada tiyatrocu olduğunu öğrendim. Kendisi çok güzel bir kadın olmasının yanında, aynı zamanda harika resimleri olan bir ressam. Tiyatro kariyerini sürdürürken, Bilkent Üniversitesi’nde Resim bölümüne de devam etmiş. Bildiğim kadarıyla büyük tiyatrocu Çetin Tekindor ile bir süre evli kalıp, boşanmış.
Resim sanatına yakın bir ilgim olmamasına rağmen, Zerrin Tekindor’un resimlerinden çok etkileniyorum; koca kirpikli kadınlarına bayılıyorum. Kendine ait web sitesinde, daha ayrıntılı bilgiler ve resimlerinden örnekler bulabilirsiniz.
İmza G.
Pulitzer ödüllerinde en ilgimizi çeken kategori haber fotoğrafları. Obama’nın seçim kampanyalarını izleyen Damon Winter‘ın fotoğrafları haber fotoğrafları dalında ödülü kaptı.
Flaş haber fotoğrafı ödülüne ise Miami Herald Gazetesinden Patrick Farrell layık görüldü. Haber fotoğrafları kategorileri fotoğrafa ilgisi olanlar için bence eşsiz bir kaynak. Pultizer’in web sitesinde geçmiş yılların adaylarına ve kazanan eserlere de ulaşmak mümkün.