Water, 2005 yılında Oscar’a aday gösterilen yabancı filmlerden biri. Mahatma Gandhi’den hemen önceki dönemde, dul kadınların nasıl bir hayat yaşadığını gösteren oldukça çarpıcı bir film. Filmin minik kahramanı 7 yaşında evlendirilip, dul kalıyor. Sadece dul kadınların yaşadığı bir dullar evine gönderiliyor. Gerçek hayatla bağları neredeyse sıfırlanan bu evde yaşanan dram ve bir aşk hikayesi konu alınmış. Deepha Mehta’nın yönettiği fim, Fire (Ateş) ve Earth (Toprak) filmlerinin oluşturduğu üçlemenin son filmi. Bu Kanada yapımı filmin müzikleri de oldukça güzel.
Hindistan’da dulların yaşamı o kadar zor ki… Kaldıkları dullar evinde yatak bile yok, yerde yatıyorlar. Başka birileriyle ilişki kuramıyorlar. İkinci belki üçüncü sınıf vatandaş muamelesi görüyorlar. Üstelik bu sahip olabilecekleri iyi bir gelecek. Yoksa, kocalarıyla birlikte yakılmak gibi bir seçenekleri de var. Gerçekten de sarsıcı; çünkü film gerçek yaşananları yansıtıyor. Yönetmeninin filmle ilgili yorumu aynen şöyle:
Hindistan’da dulların yaşamı:
Hindistan’da şu anda 40 milyona yakın dul kadın bulunuyor. Kocaları öldükten sonra, bir anlamda onların da hayatı sona eriyor. Renkli giyisilere, makyaja veda ediyorlar, cinselliklerini unutuyorlar. Hatta fuhuşa zorlanıyorlar. Pakistan’da da durum çok farklı değil. Pakistan’da dul kalan bir kadın, kendi çocuğunun vekaletini alabilmek için mahkemeye başvurmak zorunda; çünkü velayet doğrudan erkek tarafının yaşı en büyük kişisine geçiyor.
Hindistan’da erkek dulların sayısı, kadınlarınkinin üçte biri kadar. Afrika’da herhangi bir ülkede ise, erişkin kadınların ortalama %67’sinin dul olduğu belirtiliyor. Anlatılanlar çok çarpıcı: “Afrika’da eşleri ölen kadınların başına gelmeyen kalmıyor. Çoğu büyücü, cadı damgası yiyor, eşini öldürmekle suçlanıyor”.
Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için, buraya bakabilirsiniz.
İmza G.