SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Biutiful
10.Şubat.2011

Javier Bardem’i hep birlikte seyrettiğim arkadaşım Avusturya’ya kayak yapmaya gidip beni bu alemlerde yalnız koyduğu için Biutiful darbesini tek başıma karşılamak zorunda kaldım. Alacağı olsun.

Biz Bardem’e,  fazla tanınmadığı günlerden beri hayranız,  hatta ben şahsen, şu aralar önüne gelen yerde hakkında yazılar çıkıyor diye biraz gıcığım duruma. Dolayısıyla filmi es geçecek halim yoktu, gene ufaklıklardan birini amcasının yanına, diğerini anneannesine sepetleme fırsatını bulduğum anda uçarak sinemaya koştum. Dram olduğunu biliyordum, bu kadarını beklemiyordum. Mahvoldum, bir daha toparlayamadım. Bardem, filmde Uxbal isimli bir Barselona’lıyı oynuyor, adam iki çocuğun kendisi bakıyor çünkü karısı manik depresif. Yeraltı dünyasına da (çakma çanta, kaçak  Çinli işçi, vs.)  bulaşık biri ama insan bir tip. Sonra ruhlarla teması var, spirituel aleme de aşina. Her şey var filmde. Özetle beni parçaladı, gerçi ben parçalanmaya son derece müsait bir tipim bunu da göz önünde bulundurmak lazım. Herkesin derdi dert bana. Ama gene de, Pazar öğlen seyrettim, Pazartesi akşamına kadar kendime gelemedim. Kızlarım babalarını ayda sadece birkaç gün görebiliyorlar diye de sanırım, bana ekstradan dokundu. Hemen unutup normal hayata dönülecek bir film değil ona göre gidin.

Alejandro González Iñárritu zaten Babel‘i de, 21 Gram‘ı de çekmişti ki, her ikisi de favori filmler listemin tepelerinde. Biutiful Oscar’a da aday zaten, inşallah da kazanır, öbür filmler umurumda bile değil, ben bunu çok sevdim. Bardem galiba ilk defa İspanyolca bir rolle En İyi Erkek Oyuncu‘ya da aday. İnşallah onu da toplar. Biraz kendimi toparlayayım Amores Perros‘u da seyredeceğim.

Çok sevdim ama işte, of ki of.

İmza D.

Eat, Love and Pray ve diğer tırıvırı şeyler
31.Ekim.2010

Bu aralar,   bizim iki ufaklığı anneannelerine satıp, sinemaya gitmek için çeşitli ayarlamalar yapmaya niyetlendim. Birinde anneannenin işi çıktı, birinde anne işten çıkamadı. Birinde niyetlendiğimiz film sadece 21:45 matinasında  oynuyormuş, direk şansının kaybetti vs.

Neticesinde işten erken çıktığım bir gün, kendimi, kızları anneannelerine satıp matinesine yetişebildiğim, kabul edilebilir bir filme giderken buldum. İki seçenek vardı;  Şantaj (Deception) veya  Eat Love and Pray.  Robert De Niro ve Edward Norton’lu bir filmi eşim izne geldiğinde, onunla seyrederim diye düşündüm, ayrıca ikincisindeki Uzak Doğu görüntüleri de gayet çekici idi. Zaten kitabını da iki senedir bitirememiştim, artık okumaktan kurtulurum diye düşündüm. En önemlisi Javier Bardem oynuyordu. Girdim.

Film tahmin ettiğim gibi çıktı; sıkmıyan, ama kimseye canla başla tavsiye edemeyeceğin türde. Öte yandan güzel de Uzak Doğu görüntüleri gayet iyiydi, yani iki arada birşey. Javier Bardem de çok sıradan bir roldeydi, onun da canı sağolsun.

Fimin bir iyi yanı; insanı  yahu insanlar Aruba’ya falan gitmeyi planlıyor, ben sinemaya gitmek için  8 gün plan yapıyorum türü isyan duygularına sevk ediyor olması. İsyan da motivasyonu tetikliyor.  Ayrıca Beach Boys’un Kokomo şarkısını da akla getiriyor ki, bu da motivasyonu olumlu etkiliyor. Hazır Youtube yasağı kalkmışken, hemen ekledim, açın dinleyin.

Neyse bu filmi atlattık, zaten dev gibi beklentilerimiz yoktu. Ardından  bizim 1 numaralı ufaklığın ısrarlarına dayanamayıp WinxClub‘ nin filmine gitmek zorunda kaldık. Aman yarabbi, korkunç bir şeydi. Her türlü animasyona dayanabilirim, ama sihir olayı,  çok kısa bir süre sonra insanın içini bayıyor. Hem de ne bayıyor. Tek çekilebilir tarafı  3D olması.  Neyse zar zor onu da atlattık. Çıkınca bizim kızın beynini yıkamaya çalıştım; ben hiç  sevmedim, ne bu ya habire kavga sahneleri var başka hiç bir şey yok devamlı büyü, konu yok  birşey yok vs diye. Ama o gayet mutluydu. En çok da öpüştükleri sahneleri sevmiş. Onun olayı çok farklı bu aralar.

En son da John Travolta’nın From Paris with Love‘ını seyrettim. Bu da orta karar bir erkek  filmi. Çok kötü değil, çok da iyi değil. Onu da tavsiye edemiyorum. Bu aralar süper bir film karşımıza çıkmadı  maalesef:(  Kitap da okuyamıyorum, durum fena:)

İmza D.