SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Neden yazamazlar?
12.Ocak.2010

neden yazamazlar

Soul Kitchen’ın müzikleri
11.Ocak.2010

Dün seyrettik Fatih Akın‘ın Soul Kitchen‘ı.  Sevdik doğal olarak sevmesine diyecek bir şey yok.  Zaten sevmeye hazır gitmiştik, kendisine sempatimiz sonsuz.

soul kithcen

Film zaten taverna işleten filmin esas oğlanı Adam Bousdoukos’un yaşadıkları üzerine kurgulanmış, Boukdoukos filmde  herşeyini verdiği restoranı  işletmeye çalışan bir Yunan asıllı Alman kardeşimizi oynuyor. (Kısa ve Acısız’da da galiba Fatih Akın’la çalışmıştı, ama görmedim, bir şey diyemem.) Restoranda Adam Bousdoukos’un oynadığı karakter Zinos ile birlikte aşcılık yapan Shayn (deniyor filmde ama Şahin olması kuvvetle muhtemel) karakterini ise Duvara Karşı’dan tanıdığımız Birol Ünel oynuyor. Biraz yaşlanmış, ama hala süper oyuncu. Sonlarda kısacık Uğur Yücel de var. Canım Ailem gibi  kendini tekrarlayan senaryolara kırgın olduğum için Uğur Yücel’e pek sempati ile bakmıyorum şu aralar ama onun da rolü tatlı.

soul kitchen 2

Herşeyin ötesinde filmin müzikleri harikaydı. Bir sürü funky sound var hepsi  Fatih Akın’ın kendi arşivinden çıkmaymış. Kanat Atkaya‘nın bir yazısında okumuştum, bu filme veda filmim falan diyormuş ama  sadece bu türe vedayı kasdediyor sanırım daha “müzelik” filmler yapmak istiyormuş.

Henüz internette soundtrack’ini bulamadım, buruk, hevesi kursağında kalmış şekilde aramaya devam ediyorum, bulursam haber edeceğim.

8 Mart 2010  tarihli not: Dün itibarıyla  filmin müziklerini Ada Müzik’te buldum. Hatırladığım kadar  güzel. Üstelik çift CD.

İmza D.

Evden moloz çıkarmak
10.Ocak.2010

molozlari nasil atabilirim

Evinizde ufacık biryeri kırdırsanız dahi, en az 15 çuval moloz, toprak, vs. çıkıyor. Bizzat deneyimledim. Kırmaktan sonraki en problemli iş de, bu çuvalların evden çıkarılması. Evden çıkardınız diyelim, bu çuvalları götürüp en yakın çöpe de koyamıyorsunuz; yasak! Biz bu işlerde yeni olduğumuzda, İnternet’te araştırdık; bu molozlardan nasıl kurtulacağız diye. Baktık ki bazı belediyeler bu hizmeti veriyorlarmış. Şahıslar da, özel olarak bu hizmeti veriyorlar; ama sanırım çok daha pahalıya.

Ben oturduğum yer itibariyle Beşiktaş Belediyesi’ne bağlıyım. Önce belediyeyi aradım. Beşiktaş’taki molozların döküleceği yerin kapasitesinin dolduğunu ve artık bu işe Büyükşehir Belediyesi’nin baktığını söyledi kibar bir hanım. Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Alo Çevre Hattı‘na yönlendirdi. Telefon numarası: 2309191. Yine son derece kibar ve yardımcı bir hanım, hayatımı kurtaran bilgiler verdi. Şöyle ki:

  • 1-20 çuval arası molozunuz varsa (kiloları önemli değil), sabit ücret: 30 TL
  • 20 çuvalın üzerinde ise, her çuval başı 1.5 TL fark vererek

molozlarınızdan kurtulabiliyorsunuz. Üstelik gelip evinizden alıyorlar. Kamyonlar, belirli günler belirli semtlere gittiklerinden, 1-2 gün önceden arayıp randevu alıyorsunuz. Ücreti de makbuz karşılığı şöföre ödüyorsunuz.

İlk defa belediyeye işim düştü ve beni çok memnun ettiler (Daha önce bizim mahalleye saçma sapan park edenleri fotoğraflayıp, şikayet etmiştim; ama bir cevap alamamıştım.). Teşekkür ederim. Benim de, benim gibilere bir faydam olsun diye düşündüm. İstanbul Beşiktaş’ta oturup da, molozlarından kurtulmak isteyen yorgun/ bitkin insanlar, işte size cevap!

İmza G.

Angut Kuşu
8.Ocak.2010

Angut kelimesini, gerizakalı veya moron kelimeleriyle eşdeğerli kullananlar, bu yazı size!

angut kusu

Angut aslında bir kuş türü, hem de ördek familyasından. Salaklıkla eşdeğer kullanılmasının tek sebebi şu olabilir: Angut kuşu havadan yere inerken, rüzgarı arkasına alıp indiği için, çok sağlıklı bir iniş gerçekleştiremezmiş. Peki biz neden angut kuşundan bahsediyoruz derseniz, çok duygusal bir özellikleri var. Normalde, çok ürkek olan bu kuşlar, eşleri öldüğünde yanlarında bekliyorlar ve ne yapsanız oradan ayrılmıyorlar. Ve hayatlarının sonuna kadar başka bir eş edinmiyorlar. Adeta sadakat abidesi gibiler…

İlgili fotoları, Reflection of Me‘de görebilirsiniz…

İmza G.

Yılın ilk kitabı
5.Ocak.2010

untitled

Yılın ilk günü, Mazhar Alanson’un Mazhar Olmak isimli kitabını okudum. Kitap değişik bir formatta. Genelde Mazhar Alanson’un çizimleri ve üzerine el yazısıyla karalanmış gibi. Biyografileri çok sevdiğimden,  kitap da 500 sayfa olmadığından, bir çırpıda okudum. Şu şarkıyı da şöyle yazdık, sonra seneler sonra kullandık/kullanmadık gibisinden notlar var. Okuması zevkli. Herşeyin ötesinde içinden Alanson’un tek gitarla söylediği şarkıların olduğu bir CD çıkıyor. Zaten MFÖ balladları hastası olan ben, iyice bir aşka geldim. Canım deli gibi deniz kenarında olmak istedi, falan filan. Güzel oldu.

İmza D.