SIDEBAR
»
S
I
D
E
B
A
R
«
Gidemediğim yerler ile ilgili minik geyikler
5.Ocak.2010

nepalBu aralar gerek üzerimize yığılmış ev kredisi, gerek inişli çıkışlı sağlık durumum, gerekse mevsimin kış olması ve bunun da motivasyonumuzu düşürmesi gibi sebeplerle, pek seyahat edemiyoruz. Bu çerçevede gidemediğim yerler ile ilgili ufak ufak ilginç noktalar derledim. Ara ara vereceğim.

Belki biliyorsunuzdur, Tibet-Nepal sınırındaki Everest dağı, dünyanın en yüksek noktası. Dile kolay 8850 metre. Ama bu onu durdurmuş mu? Hayır. Zirvesi, tektonik tabakaların birbirine sürtünmesi sebebiyle sanırım her sene yaklaşık olarak 4 mm daha yükseliyormuş. Nepal’e niyetiniz var ise ve  turla gitmeyeyim, halkın arasına karışayım, biraz kaybolayım, yeniden yolumu bulayım, daha fazla yorulayım ama içine nüfuz edeyim gibi tilkiler kafanızda cirit atıyorsa, visitnepal.com ‘u şiddetle öneririm. Kardeşim sen gitttin mi ki, ne diye öneriyorsun? derseniz diyecek bir şeyim yok, ama biz de zamanında ufak tefek araştırmalar yapmıştık, niyetimiz vardı, olmadı kısmet:(.

MexicoCityİkinci minik haber de Mexico City ile ilgili. Mexico City her sene 10 cm batıyormuş. Yani Venedik’ten tam 10 kez daha hızlı bir şekilde. Sebebi ise pek sağlam bir zemin üzerine kurulmamış olması. Yer kabuğundaki hareket, zaten kaldırımlarda falan ciddi olarak fark edilebiliyormuş. Bir de sanırım Bağımsızlık Meleği Anıtı diye bir anıt varmış, onun etrafına da 26 basamak  kadar bir yükselti eklemek zorunda kalmışlar. Belki  G. akademik çalışmalardan vakit bulduğunda, bize bir Cancun seyahat yazısı patlatır da (okyanus kenarında beyaz kumlu plajı olan otel resmini de koyarsan çok sevinirim:)) biz de gün yüzü görürüz.

lonely_planetBu arada bilmeyenlere minik bir faydam olsun; nereye giderseniz gidin bir Lonely Planet seyahat kitabı edinmeye çalışın. Bu kadar güncel ve bu kadar eğlenceli, gündelik dille yazılmış seyahat kitabı ben bilmiyorum, bilen varsa söylesin…

İmza D.

Sandra Bullock’un beyaz saati
3.Ocak.2010

sandra bullock beyaz saat

Hani geçen gün bir filmden bahsetmiştim beğendim diye, The Blind Side. O filmde dikkatimi çeken birşey daha olmuştu. Beyaz saatlere bayılan bendeniz, Sandra Bullock’un saatini beğenmiştim. Zaten marka sponsor mu olmuş ne, her sahnede kolundaydı. Bir baktım internette, benden önce bir sürü insanın dikkatini çekmiş.

toywatch beyaz saat

Denilene göre saatin markası ToyWatch ve fiyatı da 295 $. Yakından bakınca bana çok fazla taşlı geldi, ama uzaktan bakınca bu taşlar hiç belli olmuyor. Merak edenleri bilgilendirelim…

İmza G.

Jennifer Aniston vakası
3.Ocak.2010

Biri Jennifer’ı artık sarsmalı, kendine getirmeli… Son aylarda izlediğim en kötü filmlerden biriydi, Love Happens. Senaryoda en ufak bir pırıltı yok, Jennifer bildiğimiz Jennifer, Aaron Eckart filmi kurtarmaya kesinlikle yetmiyor; çünkü onun rolü hepsinden sıkıcı.

love_happens

Artık Jennifer’a tahammülüm yok; çünkü bir adım ileri gitmiyor. Friends’de neyse, şu anda da o! Romantik komedi dalında kraliçe bile olsa, kendisine biraz ilginçlikler katmalı bence. Yoksa o da pek yakında, saçma saçma estetik müdahalelerle kendini mahfeden, çocukluğumun romantik komedi kraliçesi Meg Ryan‘a dönecek. Meg’e göre bir Brad Pitt macerası avantajı var, ama nereye kadar kurtaracak bu hikaye onu? Demedi demesin…

love-happens2

Filmde nadir de olsa güzel şeyler var: Jennifer’ın saçları, Jennifer’ın trençkotlu, atkılı, bereli güzel kış kılıklar, çiçekçi bir kızı canlandırdığından mütevellit fondaki güzel çiçek buketleri ve güzel birkaç bahçeli ev görüntüsü.

İmza G.

MUTLU YILLAR
31.Aralık.2009

harvey's let it snow

The Blind Side
29.Aralık.2009

Öncelikle söyleyeyim: Filmi dün izledim ve çok beğendim; şiddetle tavsiye ediyorum. Zaten film, Avatar’dan sonra en çok seyredilenler arasında ikinci sıradaymış.

the blind side poster

The Blind Side, Micheal Oher adlı bir Amerikan futbolu oyuncusunun hayatını anlatan, yani gerçek bir biyografiye dayanan bir 2009 filmi. Başrollerde, Sandra Bullock ve Quinton Aaron var:

blind_side 1

Filmin ayrıntılı hikayesinde, izlemenizi istediğim için hiç bahsetmek istemiyorum. Ama Michael Oher, gerçek ailesiyle çok problemler yaşamış, bayağı iri (1.98 cm – 145 kg) ve içine kapanık bir çocuk. Sonra, Sandra Bullock’un annesi olduğu bir aile sayesinde hayatı değişiveriyor. Aşağıda gerçek Michael Oher ve ailesi: (Zaten filmin sonunda birçok resim gösteriliyor.)

nOhur1.jpg

Bu hafta sonu Sandra Bullock’un toplamda iki filmini seyrettim, bir de The Proposal‘dı. Bu filmde de, Proposal’daki kadar iyi olduğunu düşünüyorum; hatta belki daha iyi. İki rolde de, sert mizaçlı ve güçlü kadın rollerinde. Gerçek anneye benzemek için olsa gerek, saçlarını sarıya boyatmış. Biz onu esmer sevsek de; güzel kadın, sarı saç da yakışmış. Ayrıca, ailenin küçük oğlu rolündeki SJ çok sevimli…

Kısacası; sıcak, insancıl, akıcı bir film…

İmza G.